|

Sonisphere’in Türkiye ayağının nispeten sessiz konuklarından biri Alice In Chains olacak. Sessiz diyorum çünkü önlerinde “Big Four” var onlardan fazlasıyla popüler. Gerçi uzun zamandır, haklı sebeplerle ortalıkta olmayan AIC de başka bir “Big Four” üyesi idi bir zamanlar ama…
Bu albüm hakkında bir değerlendirme yapmak için eskilere bakmak şart aslında. Müzik tarihinin gördüğü en önemli geri dönüş denemesiyle karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz. 14 yıllık ara, kaybedilen vokalist-söz yazarı-frontman Layne Staley, tüm parametreleri değişmiş müzik endustrisi… Kabul edelim ki hiçbirimiz AIC’in geri döneceğine, geri dönseler bile eski soundlarını koruyabileceklerine ihtimal vermiyorduk (aklımıza bile getiremedik ki!). Evet, albümdeki yaratıcılığa, şarkıların etkileyiciliğine gelinceye kadar herkesin bakacağı ilk şey apaçık belliydi: Ruhunuzu zamana ve kayıplarınıza rağmen muhafaza etmeyi başardınız mı?
“Black” albümünü didik didik etmeye başlamadan önce hakkını vermek gerekiyor. En fanatik grunge dinleyicilerinin bile son 15 senede bambaşka müzik türleri arasında yalpalandığını düşünürsek, AIC’in kendi temellerine sadık kaldığını şimdiden net olarak ortaya koymak lazım. Elbette bu grup hiçbir zaman yandaşları Nirvana,Pearl Jam Mother Love Bone gibi saf bir grunge grubu olmadı, hem daha metal hem daha karanlıktı onlara göre, ama benzerlikleri hep bu müzik akımının içinde anılmalarına, hatta öncülerden biri olmalarını sağlamıştı (elbette ki onların depresif müziğini grunge’a ait karamsarlık ile direk olarak ilişkilendirebiliriz). Şimdi sadece Pearl Jam’in aktif olarak müzik yaptığını, Soundgarden’ın ise ne ile karşımıza çıkacağını bilmemizin mümkün olmadığını (biliyoruz aslında, bilinçaltımızda…) göz önüne alırsak AIC’in yarı nostaljik bu albümle “90’ları biz de özledik.” demesi 2000’lerin sığlığından sıkılanlar için bir ışık yaktı, en aydınlığından. 90-95 senelerinde çıkardıkları 3 albüm ve 2 EP ile tarihe karışmış bir grup için kalbimizde olması gerekenden fazla yer etmişler sanki.
Albümün açılış şarkısı All Secrets Known tam bir dönüşüm şarkısı, dönüşün habercisi. AIC daha önceki albümlerinde de başlangıç olarak vurucu şarkıları tercih etmiş bir gruptu, bu da aynı geleneğin sürdüğünü ve umarız süreceğini gösteren bir şarkı. Eski AIC şarkılarından biri gibi, ama değil gibi de. Dediğim gibi, grubun geçirdiği değişim kadar eskiyle olan bağlarını da anlatıyor aslında. Vokal performansının Layne Staley ile çok fazla benzerlik taşıdığı şarkılardan biri, bu bizi rahatsız etmiyor elbette. Müzikal olarak bakıldığında ise albümün en başarılılarından, üzerinde çok çalışıldığı, farklı pek çok denemenin yapıldığı belli. Arkasından gelen Check My Brain ise tam anlamıyla eski nesil bir grunge hiti. Bu şarkıda öncülerinden sayıldığı türe belki de ilk kez bu kadar hakimler. Ilk single olmalıydı bence. Last Of My Kind’ın dikkat çeken yönleri vokallerindeki farklılık ve grubun heavy metal etkilenimlerinin izlerini fazlasıyla taşıması. Tabi şarkıyı albümde ayıran bu özellikler birbiriyle de ilişkili, Layne her ne kadar grubun en “metal” kökenli elemanı idiyse de vokal tarzı AIC müziğinde bir imza gibi duruyor(du). Grup bu imzayı değiştirmek yerine, kendilerine yakışanı giymeye devam ediyor albüm boyu, ama bu şarkıda olduğu gibi önlerine çıkan fırsatları da değerlendirmişler yenilikler adına. Yeni vokalist Duvall’in Layne imitasyonları ne kadar az rahatsız ediyorsa, kendi sesini kullandığı AIC de o kadar samimi duruyor. Üçüncü single olarak oldukça beğeni toplayan Your Decision yine gelenekleri bozmuyor, balad varsa Cantrell vokale geçer kuralını uyguluyor. Albüm içindeki karanlık ortamın biraz dışında kaldığını söylemek mümkün, sanki Layne’e “Seni anlıyorum, kızgın değilim.” demek ister gibi. A Looking In Vıew ilk single olmak için biraz sıradan bana kalırsa. Nedense ısınamadığım şarkılardan, iyi ki albümde dinlemişim yoksa AIC’in dönüşü ile ilgili daha farklı sonuçlara varabilirdim. Sanırım bu şarkıya olan uzaklığımın sebebi içinde barındırdığı 2000’ler tadı. Kötü diyemiyorum albümün hatrına. When The Sun Rose Again çok fazla orjinallik barındırmayan, aynı melodi etrafında dönen bir baladımsı. Albümün çarpıcılığından uzak ama niye var denmeyecek kadar yerinde. Acid Bubble nispeten sert ve hızlı bölümleri nedeniyle kimilerinin beğenisi kazanabilecek, ama bana göre pek oturmamış bir parça olarak kalmış. Lesson Learned karanlık bir Velvet Revolver şarkısı tadı bıraktı, onu da aralarındaki (çok güçlü olmayan) bağla açıklayabiliriz belki, özellikle nakarat kısımları oldukça başarılı. Take Her Out yanılmıyorsam direk Layne ağzından ve uyuşturucu sorununa işaet edilerek yazılmış, müzikal olarak doyurucu. Private Hell benim için albümün en yüksek noktası oldu. Korolar ne kadar güzelse nakarat olarak kullanılan tekli vokal çıkışları da o kadar etkileyici. Albümün kapanış şarkısı ise, piyanoların da etkisiyle pek AIC’e ait gibi durmuyor. Zaten aslında resmi bir veda gibi Layne’e sunulan. Bazı şarkılarında bu vedayı daha kişisel boyutlarda anlatırken Cantrell, burada direk olarak” Gittiğine üzgünüm ama acıların sona erdiği için mutluyum.” diyor. Layne Staley’in son yıllarında gruptakilerle arasındaki kopukluğun gerçek bir vedaya el vermemesinin acısını çıkartıyorlar bir nevi.
Elbette Alice In Chains gibi önemli bir grubun 14 yıl aradan sonra onca birikimin içinden çıkıp gelerek yaptığı albüm hakkında söylenebilecek, veya anlatılamayacak pek çok var. Onları hiç dinlememiş birisi için belki çok enteresan şeyler sunmaması mümkün, tanıyanlar için ise mutlaka dinleyin demeye gerek bile yok. Sonuçta eskiden yaptıklarını hala yapabiliyorlarsa, hele Layne gibi bir parçaları eksikken, bir tebriği hakediyorlar demektir. Zaten onlar da hakkını veremeyeceklerini düşünseydi, eminim Alice N’Chainz isminin asıl sahibi olan Layne’i mezarında döndürmeyi göze almazlardı.
Albüm/Grup Bilgileri
|
|
1. All Secrets Known
2. Check My Brain
3. Last of My Kind
4. Your Decision
5. A Looking in View
6. When the Sun Rose Again
7. Acid Bubble
8. Lesson Learned
9. Take Her Out
10. Private Hell
11. Black Gives Way to Blue
|
Web: http://www.aliceinchains.com/
Şirket: http://www.virginrecords.com/
Çıkış Tarihi: 25.09.2009
|
Notumuz: 8 / 10
|
|